''Çok acımasızca'' diye mırıldandım. ''Bu nasıl bir vahşet böyle?''
''Dinler tarihi böyle vahşetlerle dolu kızım. Yahudi, Hristiyan, Müslüman farketmez, ülkelerin tarihi gibi, dinler tarihi de kanla yazılmıştır. Neyse. diyeceğim şu ki, baban gibilerin bu acımasız dünyada aykırı inançlarını sır gibi saklamaları için çok iyi nedenleri vardı. Ama sorun bu değil. Sorun, onların yaşadığımız hayatı küçümsemelerinde. Onlar gerçek yaşamı değil, perdenin ötesinde var olduğuna inandıkları öteki yaşamı önemserler. Onlara göre, bizim gibi nefislerinin kölesi olmuş insanlar görmese bile, bir perde vardır ve o perdenin ötesinde gerçek özgürlüğün, gerçek huzurun, gerçek mutluluğun olduğu bir dünya vardır. Onlar için önemli olan o dünyadır. Çünkü orada herkes Tanrı'nın bir parçası olacaktır.''
''Fakat sen böyle bir dünyanın var olduğuna inanmıyorsun.''
''İnanmam için bir kanıt var mı? En küçük bir belirti, bir işaret, bir mesaj, bir ses, bir görüntü. Yok, hiçbir zaman da olmadı. O mucizelerin hepsi güzel birer efsane, etkileyici birer masal, insanların duymak istediği birbirinden renkli öyküler. Dinleri bu yüzden seviyorum, hiç amaçlamadıkları halde, insanı anlamamız için bize ipuçları sunuyorlar. Bizi korkularımızla yüzleştiriyor,ruhumuzun zayıflıklarını ortaya çıkartıyor, cesaretimizi sınıyorlar. İnsanı anlamak için, yarattığı dinleri anlamak lazım.''
''Anlamak lazım'' diye tekrarladım şaşkınlıkla. ''Yani dinlerin gerekli olduğunu mu söylemek istiyorsun?''
''Gerekli ya da değil Karen, ama biliyoruz ki varlar. İnsanları hala derinden etkiliyorlar. Var olanı görmezden gelmezsin, bu, başını kuma gömmek olur. Ama bildiğim başka bir gerçek daha var ki, dinlerin hiçbiri perdenin arkasındaki vaat edilen o muhteşem yaşamı kanıtlayamıyor. Hepsi, olmayan bir dünyayı vaat ediyor bize. Ama şu an yaşadığımız dünya gerçek; sadece zenginlikler değil, yoksulluklar da gerçek. Açlıktan ölen çocuklar gerçek, hastalıklar gerçek, savaşlar gerçek, giderek daha mutsuz olan insanlık gerçek. Yeryüzünün her sabahında insanlar gözlerini böyle bir hayata açarken, bunca acımasızlık, bunca yoksulluk, bunca umutsuzluk varken, perdenin öteki tarafındaki cenneti düşünerek yaşamayı ben kendime yediremiyorum Karen. Böyle bir cennet olsa bile kendime yediremiyorum. Ben iyiliği, sadece iyilik olsun diye yapmayı seviyorum, kötülüklerden kaçınmayı, kötü olmadığım için yapmayı istiyorum. İyi olduğumda birinin bana ödül vermesi ya da körü olduğumda birinin beni cezalandırmasından korktuğumdan değil. İyi olmak için bir efendiye ihtiyacımız yok kızım. İyilik de kötülük de içimizde, bizimle beraber doğdu, bizimle birlikte yok olacak. Önemli olan yaşarken neyi seçtiğin, hemde cennet ödülü ya da cehennem cezası olmadan. Hem de ölüp gideceğini bile bile. Perdenin ötesi diye bir yer olmadığının farkında olarak. Üstelik senden sonra gelecekleri hiç kıskanmadan, üstelik biz görmesek de onlar daha mutlu olsun diye çabalayarak. Benim payıma düşen de buymuş, teşekkürler hayat diyerek. Bence yaşamak bu kadar basit, aynı zamanda bu kadar güzel, bu kadar heyecan verici. Bütün mesele sahiden alçakgönüllü olabilmete.''
Ahmet Ümit - Bab-ı Esrar s.(364)
Düşüncelerim ve hissettiklerime bu kadar güzel tercüman olabildiği için ''Karen'in annesi hanıma'' teşekkürü bir borç bilir ve Ahmet Ümit'i bu karakterleri yarattığı için tebrik ederim.
Hoşçakalın
(Ben entelim cümleleri eşliğinde bir son)
Recent Posts
6 Mart 2011 Pazar
Categories
- 600D (1)
- Ahmet Ümit (1)
- Alıntı (1)
- aliağaoğlu (1)
- arkadaş (1)
- aşk (2)
- ayazma (1)
- ayışığı (1)
- Bab-ı Esrar (1)
- bahar (1)
- başlangıç (1)
- bedava (1)
- blog (1)
- boşluk (1)
- bulantı (1)
- canon (1)
- Cemal Süreya (1)
- çekiliş (1)
- dayak (1)
- Din (1)
- Dinler (1)
- dönüşüm (1)
- esin (1)
- fakir (1)
- Fotografium (1)
- fotoğraf (1)
- gün (1)
- güneş (1)
- güzel (1)
- hediye (1)
- hiçlik (1)
- hopa (1)
- isyan (1)
- iş (1)
- işçi (1)
- işkence (1)
- kentsel (1)
- killing in the name (1)
- Kitap (1)
- moonlight (1)
- music (1)
- patron (1)
- polis (1)
- Rage against the machine (1)
- rant (1)
- sartre (1)
- school band (1)
- seçim (1)
- senin sesin (1)
- set (1)
- taciz (1)
- vicdan (1)
- yalnızlık (1)
- yıkım (1)
- yoksul (1)

0 yorum:
Yorum Gönder